TÜRKİYE
Türkiye

resmî adıyla Türkiye Cumhuriyeti

Kuzey Yarımkürede

Avrupa ve Asya kıtaları arasında

kuşbakışı görünümü kabaca doğu-batı doğrultusunda bir dikdörtgeni andıran Anadolu platosu ve Trakya yarımadası üzerinde kurulmuştur. Akdeniz

Karadeniz

bu iki denizi Boğazlar vasıtasıyla birbirine bağlayan Marmara Denizi ve Ege Denizi ile çevrilidir. Eski çağın başlıca uygarlık alanları olan Akdeniz dünyası

Balkanlar

Ortadoğu ve Uzakdoğu göç ve ticaret yollarının kesişim noktasında bulunan Türkiye coğrafyası pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.
Türkiye

rejimi demokrasi olan bir cumhuriyettir. Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı sonunda 20. yüzyıl başında yıkılmasından sonra

1923 yılında Türk Kurtuluş Savaşı ile

Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulmuştur. Türkiye

Müslüman çoğunluğa sahip ülkeler arasında en gelişmiş ve modern ülke hâline gelmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti demokratik

laik sosyal bir hukuk devletidir. Birleşmiş Milletler

NATO

Avrupa Konseyi ve İslam Konferansı Örgütü Türkiye'nin üye olduğu uluslararası örgütlerdendir. 3 Ekim 2005 tarihinden itibaren Avrupa Birliği'ne tam üyelik için müzakerelere başlanmıştır.
'Türkiye' kelimesi
Bilimadamları ve araştırmacılar Türkiye kelimesinin İtalyancadan geldiğini kabul ederler. Prof. Dr. İlber Ortaylı bir makalesinde Cenevizlı ve Venedikli tüccar ve diplomatların

12. yüzyılda

Türkiye'yi Turchia ve Turmenia olarak tanımladıklarını belirtir. Ayrıca

Türkiye adı ilk defa 1190'da bir yazılı kaynakta

haçlı seferi vekayinamesinde geçmektedir.
Prof. Dr. Abdulhaluk Çay ise Turchia tanımını çok daha gerilere götürür ve Turchia tabirine ilk defa 6. yüzyılda Bizans kaynaklarında rastlandığını belirtir ve şöyle der "Bu tabir 9. ve 10. yüzyıllarda İdil/Volga nehrinden Orta Avrupaya kadar uzanan saha için kullanılmıştır." Bu kulanımın Kafkasya bölgesinde Hazar Kağanlığı için Doğu Türkiyesi

Arpad hanedanının kurduğu Macar Devleti için Batı Türkiyesi şeklinde olduğunu ve aynı tabirin 12. yüzyıldan itibaren Anadolu için kullanıldığını belirtir. Tarihte 13-14. yy.da Mısır Memlükleri de Türkiye adını kullanmışlardı: ed-devletüt Türkiya (1250-1387). Batılar

Turchia halkına hiçbir zaman Türkiyeli demeyip

Türk(Turc) demişlerdir.
Osmanlı devletinde

19. yüzyıla kadar Türkiye adı kullanılmadı

devleti Osmaniye

Memaliki Şahane

Diyarı Rum adları kullanıldı. Daha sonra

Genç Osmanlılar arasında Osmaniye yerine Türkistan

Türkeli

Türkili gibi adlar önerildiyse de

Orta Asya'da Türkistan adlı bir devlet olduğundan bu benimsenmedi. Anayasada (1921) Türkiye adı yazıldı ve 1923'de Türkiye adı resmi olarak kabul edildi.
Politik hayat

9 Eylül 1923`te Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuş olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk siyasi partisidir. Merkez kanatta yer alır.[3]
Başlangıçta adı "Halk Fırkası" olan parti 1924 yılındaki kurultayda adını "Cumhuriyet Halk Fırkası" olarak değiştirdi. 1927 yılında "Cumhuriyetçilik"

"Halkçılık"

"Milliyetçilik"

ve "Laiklik" ilkelerini tüzüğüne ekledi. 1935 yılındaki kurultayda daha önceki dört ilaaae "Devletçilik" ve '"Devrimcilik" ilkeleri de eklenerek ilkeler altıya çıkarıldı ve partinin adı "Cumhuriyet Halk Partisi" oldu.
Türkiye'deki tek parti yönetiminin

bugünkü anlayış ve tanım çerçevesinde bir demokrasi olmadığı çok açıktır ancak o günlerin koşullarında tek partili cumhuriyet insan haklarına saygı ve özgürlük kriterleri açısından benzersiz bir yerdedir.
Doğu ve Orta Avrupa sağ ve sol diktatörlerin baskısı altında idi. Almanya'da Hitler İtalya'da Mussolini

İspanya'da Franko'nun faşist yönetimleri vardı. Fransa

Belçika ve İsviçre'de kadınlar en temel insan haklarından biri olan siyasal haklardan yoksun bulunuyorlardı. Yani nüfusun yarısını oluşturan kadınların seçme ve seçilme özgürlükleri yoktu.
Tek parti yönetimindeki demokrasi uygulamaları bu perspektif içinde değerlendirildiğinde ve o günün dünyası incelendiğinde bu kriterler açısından bir sıralama yaparsak Türkiye özgürlükçü tarafta yer almaktadır.
II. Dünya Savaşı'nın hemen ardından

gerek uluslararası siyasetteki gelişmeler

gerekse ülke içindeki yeni oluşumlar rejimin genel niteliğinde önemli değişiklikleri gündeme getirdi. Basında ve mecliste çok partili siyasal sistemi savunan bir anlayış oluştu. Buna CHP genel başkanı ve cumhurbaşkanı İsmet İnönü de yaptığı konuşmalarla destek verdi.
Devlet biçimi
Türkiye'nin devlet biçimi cumhuriyettir. Türkiye Cumhuriyeti

Mustafa Kemal önderliğinde 1923'te kurulmuştur. Resmî dili Türkçe'dir. Laik

demokratik

sosyal bir hukuk devleti yönetim anlayışı vardır. Kuvvetler ayrımı esası vardır. Yasama işlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi

yürütme işlerini Hükümet

yargı işlerini ise bağımsız mahkemeler yapar. Türkiye'de 1923'te cumhuriyetin ilanı ile devlet başkanı cumhurbaşkanı sıfatını almıştır. Cumhurbaşkanı devletin başı ve başkomutandır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk Milleti'nin birliğini temsil eder. Anayasanın uygulanmasını

devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) (Kuruluş: 23 Nisan 1920). Türkiye Cumhuriyeti'nin yasama organıdır. Halk tarafından her 4 yılda bir yapılan seçimler ile belirlenen milletvekilleri TBMM çatısı altında yasama görevini yerine getirmek üzere kanunları belirler. TBMM ye 550 milletvekili seçilmektedir.
Başbakan

Türkiye Cumhuriyeti'nde yürütmenin başıdır. Bakanlar Kurulu'na başkanlık eder. Hükümeti ve icraatlarını yönetir. Türkiye Cumhuriyeti'nde her 5 yılda bir genel seçimle oluşan Meclis tarafından Başbakan

5 yıl süre ile seçilir.
Türkiye ve Avrupa Birliği
DP

31 temmuz 1959'da AET'ye ortak üye olmak için topluluk konseyine başvurdu. 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi ve Menderes

Zorlu

Polatkan'ın idamları üzerine Fransa cumhurbaşkanı De Gaulle

Türkiye'nin üyeliğinin dondurulmasını istemiştir. AT ile görüşmeler Eylül 1959-Ekim 1960'da istişari olarak başladı. Askeri darbe yüzünden görüşmeler 1960'a kadar kesildi. Türkiye

gümrük birliği hedefiyle görüşmelerde yer aldı. 1963'e kadar görüşmeler yapıldı. 12 Eylül 1963'de Ankara Anlaşması imzalandı

gümrük birliğine dayalı ve ortak üye olan Türkiye'nin tam üyeliğini amaçlayan anlaşma idi. 22 Temmuz 1970'de Katma Protokol imzalandı. Türkiye 25 Aralık 1976'da tek taraflı kararla bütün yükümlülüklerini dondurdu. 21 Eylül 1979'da iki taraf

ilişkileri 5 yıllığına dondurdu. 6 Şubat 1980'de dışişleri bakanı Hayrettin Erkmen

Türkiye'nin tam üyelik için başvuruda bulunacağını açıkladı. Ancak

12 Eylül 1980'deki askeri darbe ile ilişkiler 6 yıl daha donduruldu. Türk parlamenterlerin üyelikleri düşürüldü. Avrupa

Türkiye'den demokrasiye dönüş takvimi uygulamasını istedi. 1986'da ilişkiler tekrar başlatıldı. 1987'de uyum anlaşması yapıldı. 18 Aralık 1989'da AT Komisyonu türkiye'nin tam üyelik başvurusu hakkındaki görüşünü açıklamış

topluluğun 1992'den önce yeni üye kabul etmeyeceğini belirtmiştir. 21 Ocak 1992'de iki taraf arasında teknik işbirliği programı imzalandı. 21 Ocak 1992'de çalışma programı Ankara'da imzalandı. 6 Mart 1995'de ortaklık konseyi kararında AB'ye Türkiye'nin gümrük birliği temelinde katılması AP'nin onay sürecine bağlandı. 2003 yılında Türkiye ile üyelik görüşmeleri başladı

ancak ucu açıklık ve hazmetme kapasitesi şartları konuldu

üyelik müzakere başlıkları 2005'de donduruldu. Papa ve Fransa

Almanya gibi kurucu üyelerin liderleri Türkiye'nin AB'ye girmesinin imkansızlığını açıkladılar.
Kıbrıs Barış Harekâtı
Kıbrıs Barış Harekâtı

20 Temmuz 1974 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Garanti Anlaşması'nın III. maddesine istinaden gerçekleştirdiği askerî harekâtın adıdır.
1571’de Osmanlı yönetimi Kıbrıs’ta yer aldı. Daha önce Ada’da Venedikliler egemendiler. Osmanlı yönetimi

Venedikliler’in elindeki mülkü Rum Ortodoks Kilisesi’ne aktardı. Kiliseye geniş yetkiler verdi. Böylece Rum Kilisesi’ne ve toplumuna güç geldi. Giderek bu güç Türkiye’den gelip yerleşen Türkler’e karşı kullanılacaktı.
1878’de Rusya karşısında zor durumda kalan Osmanlı

Kıbrıs’ın yönetimini geçici olarak İngiltere’ye verdi. Birinci Dünya Savaşı’nda da İngiltere

Kıbrıs’a el koydu. 1950’lerin sonlarında bağımsızlık hareketi başladı ve uluslararası anlaşmalara dayanan bir Türk-Rum Ortak Devleti kuruldu. Fakat Rumlar böyle bir Ortak Devlet’e razı olmadılar. Kıbrıs’ın tüm yönetimine kendileri el koyma yoluna gittiler; anlaşmaları

uluslararası anlaşmaları çiğneyerek ve Anayasayı çiğneyerek ve soykırımla Türkler’e saldırılarda bulunarak

Rumlar

1963 yılında Ortak Devlet’i yıktılar.
Kıbrıs Barış Harekâtı

20 Temmuz 1974 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Garanti Anlaşması'nın III. maddesine istinaden gerçekleştirdiği askerî harekâtın adıdır.
Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit 5 Temmuz 1974'te Türkiye

Yunanistan ve İngiltere dışişleri bakanlarının çalışmalarına başladığı ve 30 Temmuz'da sona eren I. Cenevre Konferansı konferansında Türk tarafının kabul edilen isteklerinin Kıbrıs Nikos Sampson Hükûmeti tarafından uygulanmaması sonucu

adada gelişmelerin kötüye gitmesi sebebi ile Kıbrıs Barış Harekâtı emrini vermiş ve Kıbrıs işgal edilmiştir.
Türk Ulusu
Ana madde: Türkiye'de yaşayan etnik gruplar
Atatürk; Türk Ulusunu
"Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye Halkı'na Türk Ulusu denir" şeklinde açıklamaktadır.
Bugünkü Türk ulusunun temelleri

20. yüzyılda gerileyen ve toprak kaybeden Osmanlı'nın kendini tanımlamasıyla ortaya çıkmıştır. 1912-13 yılında kaybedilen Balkan Savaşları sonunda Balkanlar'dan Anadolu'ya göçenlerle Türklük şuurunun gelişmesi

Türk ulusu'nun oluşmasında ilk olgudur. 1915'deki Çanakkale Savaşı ile de bugünkü Türk ulusunun karakteristik özellikleri ortaya çıkmıştır. Çanakkale Savaşı Türk ulusu'nun ne olduğunu özetleyen ikinci olgudur. Çanakkale'den sonra Kurtuluş Savaşı'nın kazanılması "Türk ulusu"nun tanımlanmasında üçüncü olgudur.
Amerikalı Türkolog Carter V. Findley

Dünya Tarihinde Türkler adlı eserinde

bugünkü Anadolu Türkleri'ni; Orta Asya steplerinde başlayan ve Ankara'da son bulan bir otobüs yolculuğuna benzetir. Otobüs Ankara'ya gelene kadar pekçok ara durakta durmuş ve bu ara duraklarda yolcuların kimileri inmiş ya da bazı yeni yolcular binmiş. Bu duraklarda Türkler pekçok kültürel etkileşime girmişler

yeni dinler tanımışlar fakat en önemli mirasları olan Türkçe'yi korumayı başarabilmişlerdir. Türkçe

Anadolu Türklerinin ve ulusunun anlamlandırılmasında temel etkenlerin başında gelmektedir. İkincisi otobüs pekçok durakta durmuş olsa da Orta Asya'da kurulan medeniyetin getirdiği sağlam kültürel birikim ve miras

kimliklerini korumak için dayanak olmuştur.
Türk ulusunun temel yapı taşını "Orta Asya Türk kültürü" oluşturur. Bunun yanında Anadolu'dan kaynaklanan medeniyetler ile İslamın getirdiği medeniyetler de Türk ulusu içinde kendine yer edinmiştir.
Sanıldığı aksine Türk ulusçuluğu

dünya'da en son gelişen "ulusçuluk hareketleri"nden birisidir. Türk milliyetçiliği Balkanlardaki ayrışmalar sonucunda ancak 20. yüzyılda kendini tanımlamaya başlamıştır. Türk edebiyatında

Türk tiyatrosunda

Türk sanat eserlerinde Batı'da olduğu gibi aşırı milliyetçi duygular

yapılanmalar görülmez. Osmanlı'dan gelen paylaşma senaaai ön plandadır.
Irkçılık veya herhangi bir unsurun diğerlerine baskı yapması anayasanın kesin hükümleriyle yasaklanmış olduğu gibi

halkta da

pek çok Batı toplumunun aksine

ırkçılık eğilimi ve alışkanlığı bulunmaz.
Türkiye'de yaşayan herkes etnik kimliğine bakılmaksızın Türk vatandaşıdır. Türk milleti ve devleti ayrılmaz bir bütündür. Herkesin etnik kimliğine saygı duyulur.
Nüfus
Türkiye'nin 2007 yılı tahmini nüfusu 75 milyondur. Kuruluş döneminde Balkan ağırlıklı olan nüfus

Anadolu vilayetlerindeki yüksek nüfus artışı nedeniyle 1980'lerden sonra Anadolu ağırlıklı olmuştur. 1985 sayımına göre Türkiye nüfusunun yüzde 10'u Trakya

yüzde 13

1'i Karadeniz

yüzde 19

4'ü Marmara ve Ege

yüzde 9

2'si Akdeniz

yüzde 7'si Batı Anadolu

yüzde 24

1'i İç Anadolu

yüzde 4

8'i Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve yüzde 12

4'ü Doğu Anadolu'da yaşamaktadır. Nüfusun yüzde 33'ü kırsal

yüzde 67'si kentsel alanlarda bulunur.
Yaşlara göre nüfus oranı (2006):
0-14 yaş arası: %25

5 (9.133.226 erkek - 8.800.070 kız)
15-64 yaş arası: %67

7 (24.218.277 erkek - 23.456.761 kadın)
65 yaş ve üstü: %6

8 (2.198.073 erkek - 2.607.551 kadın)
Yaş ortalaması
Toplamda: 28

1 yaş
Erkek: 27

9 yaş
Kadın: 28

3 yaş
Nüfus Artışı: %1

06 (2006)
Türkiye'nin en büyük nüfusuna sahip kentleri sırayla İstanbul

Ankara

İzmir

Bursa

Konya

Mersin

Adana

Samsun

Ş.urfa

Kocaeli

Kayseri

Manisa

Antalya

Diyarbakır ve Trabzon'dur
Din
Türkiye laik bir ülke olduğundan din ve devlet işleri ayrılmıştır. Dinî veya etnik isimli siyasi parti kurulması anayasaya göre yasaktır. Cumhuriyetin ilk yıllarında dinin devlet kontrolü dışında yürütülemeyeceği kanaatine varılarak

devlet tarafından denetlenmesi gerektiği kararlaştırılmıştır. Buna dayanarak 3 Mart 1924 tarihinde Başbakanlığa bağlı bir teşkilat olarak Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur. Bu teşkilat bireylere din hizmetini sağlamak ve camii gibi Müslüman ibadet yerlerini yönetmekle görevlidir.
Süleymaniye Camii-İstanbulDinî inanç veya inanmama

dinîi kuralları şahıs olarak uygulama veya uygulamama özgürlüğü anayasa'nın korumasındadır.
1923'ten önce geçerli olan dinîi kanunlar tamamen geçerlilikten kaldırılmıştır.
Osmanlı Devletinde resmî aidiyet unsuru olan 'Müslüman' kavramı 1923'ten bu yana kullanılmaz

bu aidiyetin yerine

ulusal aidiyet olan 'Türk' kavramı gelmiştir.
Toplam nüfusun çok küçük (%0

2'den az) bir oranını Gayrimüslimler oluşturur. Bunlar 45.000 Ermeni Gregoryen

25.114 Musevi

17.194 Süryani

2.270 Rum Ortodoks ve yaklaşık 5.628 diğer çeşitli din ve mezheplerden insanlardır (Katolik

Arap Ortodoks

Keldani

vs). [8]
Türkiye'deki Rum Ortodoks

Gayrimüslim nufusun büyük bir kısmı

Lozan Antlaşması gereği Yunanistan'a göç etmiştir. Batı Trakya'da yaşayan Müslümanlar ile İstanbul

Gökçeada ve Bozcaada'da yaşayan Rumlar mübadele dışında bırakılmıştır.
Balkanlar'da ve Kafkaslar'da yaşayan Müslüman ahali Sırp ve Rus Çarlığı orduları tarafından Türkiye'ye sürüldü.
Bugünkü Yunanistan nüfusunun yaklaşık yarısını

Anadolu'dan giden Rumlar oluştururlar. Bu göç edenlerin bir kısmını da hiç Rumca bilmeyen fakat Türkçeyi Yunan alfabesiyle yazan hıristiyanlaşmış Selçuklular yani Türkler oluşturuyordu.Bunlara Karamanlılar adı verilirdi.
Dil
Türkiye'nin resmi dili Türkçedir. Bugün Türkiye Türkçesi nüfusun büyük bir çoğunluğu tarafından konuşulmaktadır. Bölgelere göre birçok farklı şivesi kullanılmakta olup belli bir eğitim seviyesine ulaşanlar İstanbul ağzını tercih etmektedirler.
Tüm halkın iletişimini sağlayan ve hem resmi dil hem de eğitim dili olan Türkçenin yanında gündelik hayatta başka diller de konuşulmaktadır. Bunlar Abazaca

Arnavutça

Boşnakça Marmara bölgesi'nde ve İç Anadolu'da; Lazca

Gürcüce Karadeniz'de; Kurmanca

Zazaca ve Arapça gibi diller Doğu ve Güney Doğu bölgelerinde kullanılmaktadır. Çok az sayıda olmalarına rağmen resmen azınlık durumunda bulunan Rumlar

Ermeniler'in bir kısmı ve Museviler'in küçük bir kısmı gündelik hayatta kendi dillerini konuşmaktadırlar.Ama yapılan araştırmalara göre Türkçe gündelik hayatta daha yaygın konuşulmaktadır.
Diğer yaygın olarak konuşulan dillerle karşılaştırıldığında

daha az sayıda sözcük ve harf ile daha çok bilgi aktarmak olanaklıdır. Diğer pek çok dilde olmayan bir özelliğe göre

bir sözcük köküne ekler ekleyerek

tek sözcüklü tümceler oluşturulabilir.[9] Örnek:
İdari Bölümler
Türkiye

idari ve mahalli şartlar göz önünde bulundurularak çeşitli idari bölümlere ayrılmıştır. Merkezi idare kuruluşu bakımından illere

iller ilçelere

ilçeler ise köylere ayrılmıştır. Bunlara Mülki İdare Bölümleri denir. İdari bölümlerin tespitinde coğrafi durumları

ekonomik şartları

kamu hizmetlerinin gerekleri ve ulaşım durumları dikkate alınmaktadır. Türkiye'de en büyük idari birime il adı verilir. Bir il; il merkezi

ilçe merkezleri ve ilçelere bağlı bütün köyleri kapsar. İllerde yönetme ve yürütme görevini

devletin atadığı valiler yerine getirir. Cumhuriyetin ilk yıllarında 63 olan il sayısı

değişen şartlar ve ihtiyaçlara göre bugün 81'e ulaşmıştır. Gelişmiş bir çok ilçe de il olmayı beklemektedir.
İlden daha küçük idari birimlere ilçe adı verilir. Her il

büyüklüğüne göre çeşitli sayıda ilçelerden oluşur. İlçelerde mülki amire Kaymakam adı verilir. En küçük idari birime ise köy adı verilir. Muhtar tarafından yönetilen köy

yönetim açısından ilçe merkezine bağlıdır.
Son nüfus sayımına göre Türkiye'de 81 il

850 ilçe ve 35.000'den fazla köy bulunmaktadır.
Coğrafya ve İklim
Türkiye'nin toprakları 36° - 42° Kuzey paralelleri ve 26° - 45° Doğu meridyenleri arasında yer alır. Kabaca bir dikdörtgeni andırır ve genişliği 1.660 kilometredir. Göller dahil kapladığı alan 814.578 km²'dir. Marmara Bölgesi % 8

5

Ege Bölgesi % 12

Akdeniz Bölgesi % 16

İç Anadolu Bölgesi % 18

Karadeniz Bölgesi % 18

Doğu Anadolu Bölgesi % 21

Güneydoğu Anadolu Bölgesi % 7

5 yer tutar. Trakya'nın yüzölçümü 24.370 km² dir. Türkiye'nin kara sınırlarının uzunluğu 2.573 km

adalar dahil sahil uzunluğu 8.333 kilometredir.
Türkiye 6-21 Haziran 1941 tarihinde yapılan Birinci Türk Coğrafya Kongresi'nde 7 ana coğrafi bölgeye ve 21 coğrafi bölüme ayrılmış

Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinden dördüne komşu olduğu denizin adı verilmiştir

diğer üç bölge de Anadolu bütünü içindeki konumlarına göre adlandırılmışlardır.
Akdeniz Bölgesi %16

Doğu Anadolu Bölgesi %21

Ege Bölgesi %12

Güneydoğu Anadolu Bölgesi %7.5

İç Anadolu Bölgesi %18

Karadeniz Bölgesi %18

Marmara Bölgesi %8.5

yer tutar.
Van Gölü
Selimiye Camii-Edirne
Pamukkale
Peri Bacaları-Nevşehir
Olimpos'ta dalgıçlar
Antalya körfezi
Ali dağı-KayseriÜlkenin yarısından fazlası

yükseltisi 1.000 metreyi aşan yüksek alanlardan oluşur. Yaklaşık üçte biri orta yükseklikteki ovalar

yaylalar ve dağlar

yüzde 10'u da alçak alanlarla kaplıdır. En yüksek ve dağlık alanlar doğu kesimde yer alır. Kuzey kesimini Kuzey Anadolu Dağları

güney

doğu ve güneydoğu kesimlerini de Toroslar engebelendirir. Ülkenin en yüksek noktası

Ağrı Dağı'nın 5.166 metreye erişen doruğudur. Başlıca geniş düzlükler Çukurova

Konya Ovası ve Harran ovalarıdır. Kaynağı ve denize döküldüğü yer ülke sınırları içinde olan en uzun akarsu 1.355 kilometre uzunluğundaki Kızılırmak'tır. En büyük doğal göl

3.713 km² alan kaplayan Van Gölü'dür. 817 km²'lik alana yayılan Atatürk Baraj Gölü ise ülkenin en büyük yapay gölüdür. Türkiye'nin en büyük adası olan Gökçeada'nın yüzölçümü 279 km²'dir. Kara parçalarının toplam alanı 770

760 km²

su alanlarının toplam alanı ise 9

820 km²' dir.
Ekonomi
Kuruluş yıllarında Osmanlı Devleti'nin yıkılış döneminin savaş yenilgileri geçmişiyle başlayan Türkiye ekonomisi 1923 sonrası yıllarda harap vaziyetteydi.İstanbul ve İzmir haricinde ne sanayi

ne sermaye sınıfı

ne altyapı

ne de eğitim mevcuttu. En basit ürünler dahi ithal edilmek zorundaydı. 12 milyonluk nüfusun büyük çoğunluğunu okuma yazma bilmeyen yoksul insanlar oluşturuyordu. Anadolu'daki büyük toprak sahipleri de sanayi burjuvazisini oluşturmaktan çok uzaktı.
II. Dünya Savaşı sonrasına kadar devlet ekonomisiyle yaşayan toplum

1950'den sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin de etkisiyle büyük bir kapitalist sanayi kalkınma dönemine girdi. Bugün de sürmekte olan bu kalkınma süreci özellikle büyük toprak sahiplerinin

hızla modern sermaye sınıfına dönüşmesine yolaçtı. Anadolu'nun kalkınması ve alt yapısının oluşması sürecinde 200 milyar ABD dolarından fazla borç oluştu. GAP projesi ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu teşvik programları halen sürmektedir.
Yıllık ortalama %6 üzerindeki ekonomik gelişme ile beraber büyük bir değişim ve modernleşme başladı. Öncelikle İstanbul

İzmir ve Mersin

gibi Batı bölgeleri

1980'den sonra da bütün Anadolu illerinde büyük sermaye ve sanayi oluştu. Bir milyar ABD doları ve üzeri sermayeye sahip holding sayısı 26'ya ulaştı (Forbes 2007 listesine göre). Bunun altındaki yüzbinlerce büyük

orta ve ufak ölçekteki şirket

ve oluşan işçi sınıfı

dinamik bir ekonominin taşıyıcıları oldular.
Eğitim
Kuruluş yıllarında toplam 12 milyonluk nüfusun büyük çoğunluğu okur-yazar değildi. Günümüzde bu oran %90'dır. Türkiye eğitim sistemi; 8 yıllık temel eğitime dayanır. Daha sonra 4 yıllık orta öğrenim dönemi vardır. Üniversiteye geçiş Öğrenci Seçme Sınavı ile gerçekleştirilir. Yaygın eğitim kurumları bazında halkeğitimler bulunmaktadır. Açıköğretim sistemi de pekçok öğrenci tarafından kullanılmaktadır.
1930'lara kadar İstanbul Teknik Üniversitesi ile birlikte İstanbul Üniversitesi ülkedeki sadece iki üniversite iken

günümüzde üniversite sayısı 82'dir.
İstanbul Üniversitesi logosuTürkiye'nin en eski üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi'nin kuruluş tarihi 1453 yılına

en eski teknik üniversitesi olan İstanbul Teknik Üniversitesi'nin kuruluş tarihi ise 1773 yılına dayanır.
1961 Anayasasının 120. maddesinde üniversiteler özerk kuruluşlar olarak yer alırken

27 Ekim 1960 tarihli 115 sayılı yasa

1946 tarihli 4936 sayılı yasanın bazı maddelerini değiştirip yeni maddeler eklemiştir. Bu yasayla Milli Eğitim Bakanlığı'nın Üniversite üzerindeki yetkileri azalmış

fakülte kurullarına daha geniş katılım sağlanmış ve kadro tıkanıklıklarını aşmak üzere yeni düzenlemeler getirilmiştir. Kısaca yönetim

teşkilat

öğretim üyelği ve yardımcılığı konularında daha geniş özerklik koşullarında yeni esaslar konmuştur.[10]