MekanTR Forumları - [Türkiye'nin Paylaşım ve Dostluk Mekanı]  

Geri git   MekanTR Forumları - [Türkiye'nin Paylaşım ve Dostluk Mekanı] > Haberler > Sağlık Ocağı
MekanTR Facebook Sayfası, Tıkla Sende Destek Ol
Sağlık Ocağı Sağlık Haberleri, Araştırmalar,Buluşlar,Uyarılar hakkında bilgiler burdan..


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Sedef Hastalığı
Konudaki Cevap Sayısı
1
Şuan Bu Konuda Olanlar
 
Görüntülenme Sayısı
65

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 04.09.2008, 13:50   #1 (permalink)
Banned
 
Üyelik tarihi: Aug 2008
Nerden: UnUttUm
Üye No: 1554
Mesajlar: 1.006
Konular: 331
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 832
Rep Derecesi : jeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to behold

Sedef Hastalığı

Sedef Hastalığı (Psoriasis), deri hastalıkları arasında dedikodusu en çok yapılanlarındandır. Halk arasında sürekli ''Sedef'' sohbetleri ve birbirlerine tedavi veya şifalı yerler ve bitkiler önermeler sık görülür. Sürekli gündemde oluşunun nedeni, bazen çok göz önüne çıkabilen ve göze batan belirtileri ve tedavisindeki zorluklardır. ''Sedef'' adını almasına neden olan tipik belirtileri; pembe - kırmızı, hafif kabarık bir zemin üzerinde yerleşik olan, beyaz, irice, parlak ve kuru kepeklerdir. Bu belirtiler 1 - 2 mm.'den 30 - 40 cm.'ye kadar büyüklükte, çok değişik şekillerde ve bir veya daha fazla sayıda olabilir. Ender olarak vücudun çok geniş alanlarını kaplayan tipleri de vardır. Çocuklarda daha az görülür. Tipik belirtiler daha çok gövde, kollar ve bacaklarda görülür ve bunlar doktor olmayanlar tarafından dahi çok kolayca tanınırlar. Saçlı deride, avuç içinde, ayak tabanında, büklüm yerlerinde yerleşenler ise mantar hastalığı, egzama ve benzeri başka hastalıkları çok taklit ederler ve bazen doktorlar dahi bunları ayırd edemeyebilirler. Ancak deri hastalıkları uzmanlarının bu konudaki deneyimleri tanı için yeterli olacaktır. Tırnaklarda da yerleşebilir ve yalnızca tırnakta dahi görülebilir. Tırnakta kalınlaşma, renk değişikliği, çukucuklar görülebilir.

Hastalığın kesin nedeni belli değildir. Kalıtımın %60 - 70 oranında geçerli olduğu kabul edilir. Kalıtıma bağlı olsun ya da olmasın, hastalığa yatkın bir zemin vardır ve çevre faktörleri de bu zemin üzerinde etkili olur. Bu faktörler arasında en iyi bilinenler psikolojik olanlarıdır. Ani şoklar, sıkıntı, gerginlik, sevgi eksikliği, anne - çocuk ilişkisi bozuklukları önemli tetikleyici faktörler olup; hastalığı başlatabilir veya alevlendirebilir. Diş çürüğü, bademcik iltihabı, idrar yolları iltihabı gibi mikrobik odaklar ve sürtme, çarpma, kaşıma gibi zedelemeler de tetikleyici etki yapabilir. Bunların dışında bilinen ciddi bir tetikleyici yoktur. Hastalığın karaciğer veya başka bir organla ilgisi olmadığı gibi, yenilen yiyeceklerle de hiçbir ilgisi yoktur, fakat çok canı çekip de yenilemeyen yiyeceklerin etkili olma olasılığı daha fazladır.

Sedef hastalığının tedavisinde, hastalığın nedeni bilinmediği ve neden yönelik tedavi yapılmadığı için köklü çözüm getirip hastalığı ortadan kaldıracak bir yöntem ve olanak yoktur. Fakat var olan belirtiler tedavi edilir ve yenilerin çıkmasını önlemek için gereken önlemler yeterince alınırsa, uzun süre belirtisiz kalınan dönemler sağlanabilir. Tedavide amaç en az yan etki ile olabilecek en iyi iyileşmeleri elde etmek ve iyilik halini uzun süre sürdürebilmektir. Hastalığın , her hastaya uyabilen tedavi şekilleri yoktur. Hekim, her hasta için uygun olan tedaviyi ayrı ayrı belirleyecektir. Önemli olan hastayla hekimin karşılıklı güven ve uyumlarıdır. Hastanın her şeyden önce iyileşmeyi istemesi ve tedaviye uyum göstermesi gerekir. Tedaviler hakkındaki tereddütlerini de hekimine danışmalı, kulaktan dolma bilgi veya komşu önerileriyle yorum yapmamalı ve tedaviyi bırakmamalıdır. Var olan belirtileri tedavi etmek için yan etkileri daha az olan, yerel uygulanan (deriye dıştan sürülen) ilaçlardan başlanılır. Bu uygulamalarda önce kepek dökücü ilaçlarla yüzey temizlenir ve diğer ilaçların etkinliği arttırılır. Değişik 4 - 5 çeşit yerel uygulama vardır ve genellikle 20 -30 gün içerisinde güzel sonuçlar alınır. Belirtilerin çok yaygın olduğu durumlarda ultraviyole ışını ile özel tedaviler uygulanır (UVB, PUVA, vb.). Bu tedavilerde de bir aydan sonra sonuç görülmeye başlanır ve ülkemizde en az 15 yıldır uygulanmaktadır. Doğal gün ışığı da değişik şekillerde yararlı olmaktadır. Çok inatçı ve ağır tiplerinde yan etkiler göze alınarak çok iyi bir takiple ağız yolu veya iğne şeklinde tedaviler devreye sokulur. Hangi tedavi uygulanırsa uygulansın tetikleyici etkenler de aradan çıkartılmaya çalışılır. Tedavinin başlangıcından itibaren hastanın bir psikiyatrist denetimine alınması, sonucu çok etkiler ve tekrarları azaltır. Banyolardan sonra sürekli nemlendiriciler kullanılıp, derinin kuruma, kaşıntı ve zedelenmesi, dolayısıyla yinelemeler önlenmeye çalışılır. Sedef hastalığı sık tekrarlama eğiliminde olduğu için, hastaların da arayışları çok olacaktır. Tıp dışı tedaviler, kutsal ve şifalı sayılan yerler bu seçenekler arasındadır. Sedef hastalığı, psikolojik kökeni nedeniyle telkine çok yatkın bir hastalıktır ve hasta yapılan işleme inanmasına paralel olarak bu tür işlemlerden etkilenebilir. Bu yönüyle hastaların sömürülmesine de çok yatkındır. Belli bölgelerde sedef tedavisi konusunda ünlü yerler ve buralara sedef turizmi de vardır. İsrail'de Lut Gölü, ülkemizde Kangal Balıklı kaplıcası bu tip alanlardandır. Bu gibi alanların hiçbir tedavi edici özellikleri yoktur. Buradaki etkilenmeler önemli ölçüde psikolojiktir. Kişiler, şöhretini duydukları bir yere etkilenmeye hazır giderler, burada ortamlarından ve stresten uzak kalırlar, ayrıca aynı soruna sahip kişilerle oluşan dertleşme ortamı da doğal bir grup tedavisi oluşturacaktır. Güneş ışığı ve mineralli sular ise hemen hemen her yerde aynıdır. Hele hele içinde ne olduğu bilinmeyen halk işi tedavilere hiç yönelinmemeli; çözüm bir deri hastalıkları uzmanında aranmalıdır
(Offline)   Alıntı ile Cevapla
Reklam alanı

Tüm erkek giyim moda fırsatları için tıklayın !

Alt 04.09.2008, 13:51   #2 (permalink)
Banned
 
Üyelik tarihi: Aug 2008
Nerden: UnUttUm
Üye No: 1554
Mesajlar: 1.006
Konular: 331
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 832
Rep Derecesi : jeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to behold

Sedef Hastalığına Nanoteknoloji Umudu

Avrupa Birliğinden (AB) ve Türkiye'den bilim insanları, sedef ve çeşitli cilt hastalıklarının tedavisinde geleceğin teknolojisi olarak gösterilen nanoteknolojinin kullanılması için geniş çaplı bir araştırma projesi başlattı.

Hastalara yönelik nano tedavi edici biyoteknolojik ilaç ve ilaç taşıma sistemlerinin geliştirileceği projede, dermatolog ve kimyagerlerin hastaya özel ürün ve hizmet tasarımları yapması amaçlanıyor.

ODTÜ Teknokent firmalarından Troyka Makine Gıda Sanayi Danışmanlık ve Pazarlama Şirketi Genel Müdürü Ahmet Sümer, ortağı oldukları AB 7. Çerçeve Programı kapsamına alınan ''Kişiye Özel Cilt Tedavilerinde ve Hizmetlerindeki Yeni Yaklaşımlar-SKIN-TREAT'' projesi hakkında AA muhabirine bilgi verdi.

Projenin koordinatörünün İsrail'den cilt hastalıkları üzerine araştırmalarıyla tanınan Dead Sea Laboratuvarları olduğunu söyleyen Sümer, Belçika, İspanya, İtalya, Norveç, Almanya, İspanya, Fransa, İngiltere ve Türkiye'den toplam 15 araştırma kuruluşunun, proje ortağı olarak yer aldığını bildirdi.

Sümer, projede, özellikle ultraviyole (UV) tahribatlı cilt, sedef hastalığı ve cilt iltihabı mağduru olan hastalara yönelik nano-tedavi edici biyoteknolojik ilaç ve ilaç taşıma sistemlerinin geliştirileceğini ve bunların geçerliliklerinin denetleneceğini kaydetti.

Projede, yeni çalışmaların yanı sıra cilt hastalıklarına karşın tedavi edici anlamda etkin oldukları kanıtlanmış ölü deniz mineralleri ile sedef hastalığı için cyclosporina, dermatit ve sedef hastalığı için kortikosteroidler ve uv-kaynaklı cilt tahribatları için retinoidler gibi geleneksel ilaçların kullanılacağını belirten Sümer, ''Bu kapsamda, insanların cilt türünde görülen yüksek sapmalar göz önüne alınarak, yeni bir yaklaşım olan kişiye özel sağlık bakım yöntemi kullanılacak ve böylece hastaya göre özel ürün ve hizmet oluşumu tasarlanacak'' diye konuştu.

Hastaların en yüksek menfaati sağlanarak, tedavi verimliliğinin belirgin bir şekilde artırılmasının amaçlandığı projede, kişiye özel cilt tedavi protokollerinin geliştirebilmesi için cilt sorununun hassas bir şekilde teşhis edilmesi gerektiğine işaret eden Sümer, ''Bunu sağlayacak invazif olmayan veya asgari invazif cilt örnekleme yöntemleri aynı zamanda cilt sorunlarına yönelik geniş bir biyolojik profil havuzu oluşturulmasının da yolunu açacak'' dedi.

Sümer, projede ortaya konulacak bilgisayar veri analizlerinin dermatolog ve kimyagerlerin hastalara özel reçete geliştirilmesi sırasında destek verecek bir karar destek sistemi sağlayacağını ifade ederek, ''SKIN-TREAT projesi ile Avrupa'nın UV radyasyonu kaynaklı cilt sorunları hakkındaki giderek artan farkındalığına cevaben gerçekleştirilen çalışmalar hem ekonomik, hem de sağlık etkenleri göz önüne alınarak genişletilecek'' bilgisini verdi.
(Offline)   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Şu Anki Saat: 19:41 ve Tarih : 11.02.2012

Forum | Biyoloji

Design by CanavaR
Powered by vBulletin Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2007, Jelsoft Enterprises Ltd.