MekanTR Forumları - [Türkiye'nin Paylaşım ve Dostluk Mekanı]  

Geri git   MekanTR Forumları - [Türkiye'nin Paylaşım ve Dostluk Mekanı] > Her Telden > İslamiyet ve Diğer Dinler
MekanTR Facebook Sayfası, Tıkla Sende Destek Ol
İslamiyet ve Diğer Dinler Dini Bilgilerle aradiginiz her türlü bilgiye ulasabilirsiniz....


Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Ramazan ayı ile ilgili bilgiler..
Konudaki Cevap Sayısı
12
Şuan Bu Konuda Olanlar
 
Görüntülenme Sayısı
713

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 31.08.2008, 08:03   #1 (permalink)
Banned
 
Üyelik tarihi: Aug 2008
Nerden: UnUttUm
Üye No: 1554
Mesajlar: 1.006
Konular: 331
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 832
Rep Derecesi : jeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to behold

Ramazan ayı ile ilgili bilgiler..

Ramazan ayı nasıl belirlenir?


Ramazan ayının başlayış ve bitişi ile bayram gününün doğru olarak tesbit edilmesi, İslam dünyasında tartışılan en önemli konulardan biridir. Farklı hesaplamalar nedeniyle İslam ülkelerinden bazıları Ramazan'a ve Bayram'a bir gün önce ya da sonra girer. Ramazan, Şevval ve Zilhicce gibi kameri aylara ait hilaller gözlemle tesbit edildiği gibi bunlar astronomik hesaplarla da belirlenebilir. İslamın ilk yıllarında astronomi bilimi ayın hareketleri hakkında kesin ve doğru bilgi verecek seviyede olmadığından Ramazan ayının başlangıcı ile bayram, yeni hilal görülerek tesbit ediliyordu.

Astronomi bu gün kesin sonuçlar vermekte, astronomik hesaplarla çok önceden ayın hareketleri saat, dakika ve saniyesine kadar tesbit edilmektedir. Astronominin bugünkü kadar kesin ve yaygın olmadığı yüzyıllarda bile İslam alimlerinin bir bölümü Ramazanın başlangıcı ile bitiminin astronomik hesaplarla tesbit edilebileceğini ve buna göre oruca başlanıp bayram yapılabileceğini belirtmişlerdir.

Bu gün ise, astronomi ilmi ayın hareketleri hakkında doğru ve kesin bilgi verecek seviyeye gelmiş, kameri aybaşlarının tesbitindeki şüpheler ortadan kalkmıştır. Ramazan ve bayram hilallerinin tesbiti için yapılan gözlemler de astronomik hesapların doğruluğunu göstermiştir.

İster hilali görerek, ister astronomik hesaplarla olsun amaç, Ramazanın başlangıç ve bitiş günleri ile bayram tarihlerinin doğru olarak belirlenmesidir.

İslam, ilim ve tecrübeye büyük önem vermiş, İslam bilginleri ilmin hemen her dalında olduğu gibi astronominin gelişmesinde de değerli çalışmalar yapmışlardır. Durum böyle olunca, ayın ve güneşin hareketleri hakkında kesin bilgiler veren ve pek çok kolaylıklar sağlayan astronomiden oruç vaktinin belirlenmesinde ilme büyük değer veren bir dinin mensupları olan müslümanların yararlanması gerekmez mi?

Astronomik hesaplarla kameri ayların tesbiti, bu gün ortaya atılmış bir görüş değildir. Asırlarca öncesinden itibaren bu yolla, Ramazan ve bayramların tesbit edilmesinin caiz olduğu görüşünde olan pek çok İslam alimi geldiği gibi, günümüzdeki ilim adamlarının çoğunluğu da bu görüşü benimsemektedir.

Kaldı ki, namaz vakitleri de ilk zamanlar görünüşe göre güneşin hareketine (gerçekte ise dünyanın güneş etrafında dönmesine) bağlı olarak ışık ve gölge durumlarına göre çıplak gözle tesbit edildiği halde, günümüzde yine kitap ve sünnetteki ölçüler esas alınarak önceden hesapla belirlenip takvimlerde gösterilmektedir.

Günlük orucun başlangıç (imsak) ve bitiş (iftar) vakitlerinin tesbiti de yine güneşe göre namaz vakitlerinde olduğu gibi astronomik hesaplarla yapılmaktadır. Hesapla yapılan bu tesbitleri dileyen kimse, gözlemle de yapabilir.
(Offline)   Alıntı ile Cevapla
Reklam alanı

Tüm erkek giyim moda fırsatları için tıklayın !

Alt 31.08.2008, 08:03   #2 (permalink)
Banned
 
Üyelik tarihi: Aug 2008
Nerden: UnUttUm
Üye No: 1554
Mesajlar: 1.006
Konular: 331
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 832
Rep Derecesi : jeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to behold

ramazan a giriş

İslâmın beş şartından dördüncüsü, mubârek Ramazân ayında, hergün oruc tutmakdır. Oruc, hicretden onsekiz ay sonra, Şa’bân ayının onuncu günü, Bedr gazâsından bir ay evvel farz oldu. Ramazân, yanmak demekdir. Çünki, bu ayda oruc tutan ve tevbe edenlerin günâhları yanar, yok olur.
(Riyâd-un-nâsıhîn) kitâbında diyor ki: (Buhârî) kitâbında, Ebû Hüreyre “radıyallahü anh” diyor ki: Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki, (Ramazân ayı gelince, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır ve şeytânlar bağlanır). İmâm-ül-eimme, Muhammed bin İshak bin Huzeyme yazıyor ki, Selmân-ı Fârisî “radıyallahü anh” bildirdi ki, Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” Şa’bân ayının son günü hutbede buyurdu ki: (Ey Müslimânlar! Üzerinize öyle büyük bir ay gölge vermek üzeredir ki, bu aydaki bir gece [Kadr gecesi], bin aydan dahâ fâidelidir. Allahü teâlâ, bu ayda, hergün oruc tutulmasını emr etdi. Bu ayda, geceleri terâvîh nemâzı kılmak da sünnetdir. Bu ayda, Allah için ufak bir iyilik yapmak, başka aylarda, farz yapmış gibidir. Bu ayda, bir farz yapmak, başka ayda yetmiş farz yapmak gibidir. Bu ay, sabır ayıdır. Sabredenin gideceği yer Cennetdir. Bu ay, iyi geçinmek ayıdır. Bu ayda mü’minlerin rızkı artar. Bir kimse, bu ayda, bir oruçluya iftâr verirse, günâhları afv olur. Hak teâlâ, onu Cehennem ateşinden âzâd eder. O oruçlunun sevâbı kadar, ona sevâb verilir). Eshâb-ı kirâm, dediler ki: Yâ Resûlallah! Her birimiz, bir oruçluya iftâr verecek, onu doyuracak kadar zengin değiliz. Resûl “aleyhisselâm” buyurdu ki: (Bir hurma ile iftâr verene de, yalnız su ile oruç açdırana da, biraz süt ikrâm edene de, bu sevâb verilecekdir. Bu ay, öyle bir aydır ki, ilk günleri rahmet, ortası afv ve mağfiret ve sonu Cehennemden âzâd olmakdır. Bu ayda, emri altında olanların [işçinin, me’mûrun, askerin ve talebenin] vazîfesini hafîfletenleri [patronları, âmirleri, kumandanları ve müdîrleri], Allahü teâlâ afv edip, Cehennem ateşinden kurtarır. Bu ayda dört şeyi çok yapınız! Bunun ikisini Allahü teâlâ çok sever. Bunlar, Kelîme-i şehâdet söylemek ve istiğfâr etmekdir. İkisini de, zâten her zamân yapmanız lâzımdır. Bunlar da Allahü teâlâdan Cenneti istemek ve Cehennem ateşinden Ona sığınmakdır. Bu ayda, bir orucluya su veren bir kimse, kıyâmet günü susuz kalmıyacakdır).
(Sahîh-i Buhârî)deki bir hadîs-i şerîfde buyuruldu ki: (Bir kimse, Ramazân ayında oruç tutmağı farz bilir, vazîfe bilir ve orucun sevâbını, Allahü teâlâdan beklerse, geçmiş günâhları afv olur). Demek ki, orucun Allahın emri olduğuna inanmak ve sevâb beklemek lâzımdır. Günün uzun olmasından ve oruc tutmak güç olmasından şikâyet etmemek şartdır.Günün uzun olmasını, oruc tutmayanlar arasında güçlükle oruc tutmasını fırsat ve ganîmet bilmelidir.
Hâfız [ya’nî hadîs âlimi] Abdül’ azîm-i Münzirî, (Ettergîb vetterhîb) kitâbında ve hâfız Ahmed Beyhekî (Sünen) kitâbında, Câbir bin Abdüllahdan “radıyallahü teâlâ anh” haber verdikleri bir hadîs-i şerîfde, (Allahü teâlâ benim ümmetime, Ramazân-ı şerîfde beş şey ihsân eder ki, bunları hiçbir Peygambere vermemişdir:
1 — Ramazânın birinci gecesi, Allahü teâlâ mü’minlere rahmet eder. Rahmet ile bakdığı kuluna hiç azâb etmez.
2 — İftâr zamânında, oruçlunun ağız kokusu, Allahü teâlâya, her kokudan dahâ güzel gelir.
3 — Melekler, Ramazânın her gece ve gündüzünde, oruç tutanların afv olması için duâ eder.
4 — Allahü teâlâ, oruç tutanlara, âhıretde vermek için, Ramezân-ı şerîfde Cennetde yer ta’yîn eder.
5 — Ramazân-ı şerîfin son günü, oruç tutan mü’minlerin hepsini afv eder) buyurdu.












Tam ilmihal seadet-i ebediyye

Konu jeiLa tarafından (31.08.2008 Saat 08:08 ) değiştirilmiştir.
(Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.08.2008, 08:04   #3 (permalink)
Banned
 
Üyelik tarihi: Aug 2008
Nerden: UnUttUm
Üye No: 1554
Mesajlar: 1.006
Konular: 331
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 832
Rep Derecesi : jeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to behold

İmâm-ı Rabbânî “kuddise sirruh”, (Mektûbât)ın birinci cild, kırkbeşinci mektûbunda buyuruyor ki: (Ramezân-ı şerîf ayında yapılan nâfile nemâz, zikr, sadaka ve bütün nâfile ibâdetlere verilen sevâb, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda, bir orucluya iftâr verenin günâhları afv olur. Cehennemden âzâd olur. O oruclunun sevâbı kadar, ayrıca buna da sevâb verilir. O oruclunun sevâbı hiç azalmaz. Bu ayda, emri altında bulunanların işlerini hafîfleten, onların ibâdet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de afv olur. Cehennemden âzâd olur. Resûlullah, bu ayda, esîrleri âzâd eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibâdet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene, bu işleri yapmak nasîb olur. Bu aya saygısızlık edenin, günâh işleyenin bütün senesi, günâh işlemekle geçer. Bu ayı fırsat bilmelidir. Elden geldiği kadar ibâdet etmelidir. Allahü teâlânın râzı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, âhıreti kazanmak için fırsat bilmelidir. Kur’ân-ı kerîm Ramezânda indi. Kadr gecesi, bu aydadır. Ramezân-ı şerîfde, hurma ile iftâr etmek sünnetdir. İftâr edince, (Zehebezzama’ vebtelletil urûk ve sebe-tel-ecr inşâallahü teâlâ) okumak [sünnet olduğu (Tebyîn)in Şelbî hâşiyesinde yazılıdır.], terâvîh kılmak ve hatm okumak mühim sünnetdir).
ORUCUN FARZI ÜÇDÜR:1- Niyyet etmek, 2- Niyyeti ilk ve son vaktleri arasında yapmak, 3- Fecr-i sâdık, ya’nî tan yeri ağarmasından, güneşin batmasına kadar olan zemân [ya’nî şer’î gündüz] içinde, orucu bozan şeylerden sakınmakdır.
SEKİZ DÜRLÜ ORUC VARDIR: 1- Farz oruclar: Farz oruc da, iki kısmdır: Mu’ayyen zemândaki oruc, Ramezân-ı şerîf orucudur. 2- Mu’ayyen zemânda olmıyan farz oruclar: Kazâ ve keffâret orucları böyledir. Fekat, keffâret orucları farz-ı amelîdir. Ya’nî, inkâr eden kâfir olmaz. 3- Vâcib oruclar: Bunlar da, mu’ayyen olur. Belli gün veyâ günler oruc adamak gibi. 4- Gayr-i mu’ayyen oruclar: Herhangi bir veyâ birkaç gün oruc adamak gibi. 5- Sünnet olan oruclar: Muharremin dokuzuncu ve onuncu günleri oruc tutmak gibi. 6- Müstehab oruclar: Her arabî ayın 13., 14. ve 15. ci günleri oruc tutmak gibi ve yalnız Cum’a günü oruc tutmak gibi ve kurban bayramı arefesinde oruc tutmak gibi. Yalnız Cum’a günü oruc tutmak mekrûh olur da denildi. Cum’a günü oruc tutmak isteyenin, perşembe veyâ cumartesi günü de tutması iyi olur. Çünki, sünnet veyâ mekrûh denilen bir işi yapmamak lâzımdır. 7- Harâm oruclar: Fıtr bayramının birinci günü ve kurban bayramının her dört günü oruc tutmak harâmdır. 8- Mekrûh oruclar: Muharremin yalnız onuncu günü oruc tutmak ve yalnız cumartesi günleri oruc tutmak ve Nevruz ve Mihrican günleri oruc tutmak ve bütün sene, hergün oruc tutmak ve konuşmamak şartı ile oruc tutmak mekrûhdur.
(Merâkıl-felâh)daki hadîs-i şerîfde, (Ayı görünce oruc tutunuz! Tekrâr görünce, orucu bırakınız!) buyuruldu. Bu emre göre, Ramezân ayı, hilâlin [yeni ayın] görülmesi ile başlar. Hilâli görmeden önce yapılan hesâb ile, takvîm ile başlamanın câiz olmadığını, (İbni Âbidîn) kıble bahsinde ve (Eşi’at-ül-leme’ât) ve (Ni’met-i islâm) sâhibleri bildirmişlerdir. Şa’bân ayının otuzuncu gecesi, güneş gurûb edince, hilâli aramak ve görünce gidip kâdîya haber vermek, vâcib-i kifâyedir. Takıyyuddîn Muhammed ibni Dakîk diyor ki, (İctimâ’ı neyyireyn)den 1-2 gün geçmeden, hilâl hiç görülemez. [89. cu maddeye bakınız!]
Dört mezheb âlimleri sözbirliği ile bildiriyorlar ki, oruca fecr-i sâdık denilen beyâzlığın, üfk-ı zâhirî hattının bir noktasında ağarması ile başlanır. (Mültekâ) kitâbında buyuruyor ki: (Oruc, fecrin ağarmasından, güneş batıncaya kadar, yimeği, içmeği ve cimâ’ı terk etmekdir. Bir gün evvel güneş batmasından, oruc günü (Dahve-i kübrâ)ya kadar, Ramezân orucuna kalb ile niyyet etmek de farzdır. Belli gün olan adak orucunun ve nâfile orucun niyyet zemânı da böyledir. Hergün ayrı niyyet etmek lâzımdır. Ramezân orucuna niyyet ederken, Ramezân demeyip, yalnız oruc demek veyâ nâfile oruc demek de câizdir. Dahve-i kübrâ vakti, oruc müddetinin ya’nî şer’î gündüz müddetinin yarısıdır ki, zevâl vaktinden öncedir. Bu iki vaktin arasındaki zemân farkı, güneşin tulû’ vakti ile fecr ya’nî imsâk vakti arasındaki zemân farkının ya’nî (Hisse-i fecr)in yarısı kadar dakîkadır. [Ezânî zemâna göre Dahve-i kübrâ, Fecr +(24-Fecr)÷2=Fecr+12-Fecr÷2=12+Fecr÷2 dir. Ya’nî, Fecr vaktinin yarısı, sabâh 12 den i’tibâren Dahve-i kübrâ vakti olur.] Fecr, ya’nî imsâk vaktinden evvel niyyet ederken, (Niyyet etdim, yarın oruc tutmağa) denir. İmsâkdan sonra niyyet ederken, (bugün oruc tutmağa) denir. Ramezân-ı şerîf orucu, her müslimâna farz olduğu gibi, tutamıyanların kazâ etmeleri de farzdır. Kazâ ve keffâret orucuna ve mu’ayyen olmayan adak oruclarına fecrden sonra niyyet edilemez.
(Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.08.2008, 08:05   #4 (permalink)
Banned
 
Üyelik tarihi: Aug 2008
Nerden: UnUttUm
Üye No: 1554
Mesajlar: 1.006
Konular: 331
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 832
Rep Derecesi : jeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to behold

Ramazân-ı şerîf orucuna hâzırlanmak için, Şa’bânın onbeşinden sonra, oruç tutmamalı, kuvvetli ve lezzetli şeyler yiyerek, vücûdü kuvvetlendirmelidir. Böylece, farzı yapmağa hâzırlanmalıdır. Şa’bânın onbeşinden sonra, sünnet oruçları tutmak âdeti olan iş sâhibleri, asker, talebe, bunları, Ramazândan sonra, boş zamânlarında tutmalıdır. Farzı yapabilmek için sünneti te’hîr etmek de sünnetdir.
İftârı acele etmek ve sahûru, fecrin ağarmasından önce olmak şartı ile gecikdirmek sünnetdir. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, bu iki sünneti yapmağa çok dikkat ederdi. (Dürer)de diyor ki: (Seher vaktinde yinilen yemeğe sahûr denir. Seher vakti, gecenin [ya’nî, şer’î gurûbdan imsâk vaktine kadar olan zamânın] son altıda biridir). Sahûru gecikdirmek ve iftârı çabuk yapmak, belki insanın aczini gösterdiği için sünnet olmuşdur. İbâdet, acz ve ihtiyâcı göstermek demekdir. Terâvîh düâsı, 243.cü sahîfededir.
(Rıyâd-un-nâsıhîn)de diyor ki: (Bekara sûresindeki bir âyet-i kerîmede meâlen, (Beyâz iplik siyâhdan ayırd edilinceye kadar yiyiniz, içiniz!) buyurulmuşdur. Bu ipliklerin, gündüzün beyâzlığı ile gecenin siyâhlığı olduklarını anlatmak için, dahâ sonra (Fecrin) kelimesi nâzil oldu. Gündüzün beyâzlığı ile gecenin siyâhlığı, iplik gibi birbirinden ayrılınca, oruca başlanacağı anlaşıldı). (Mecma’ul-enhür)de ve (Hindiyye)de diyor ki, (Hanefî mezhebi âlimlerinin çoğuna göre, üfkun bir yerinde beyâzlık başlayınca, (İmsâk vakti) olup, oruca başlanır. Bundan [15] dakîka sonra beyâzlık üfk üzerine ip gibi yayılınca, sabâh namâzı vakti başlar. Böyle yapmak ihtiyâtlı olur. [Ya’nî, tedbirli, iyi olur]). Namâzı da, orucu da, bütün âlimlere göre sahîh olur. Oruca ikinci vakitden sonra başlamışsa, şübheli olur. Astronomik hesâplar ile birinci vakit bulunmakda ve takvîmlere birinci vakit yazılmakdadır. Şimdi, ba’zı takvîmlere ikinci vaktin hattâ bundan sonra başlıyan kızıllığın yayıldığı zamânın yazıldığı görülüyor. Bu yeni takvîmlere uyanların orucları sahîh olmaz.
(Çok önemli not: Doğru imsak vakti ve diğer namaz vakitleri için lütfen türkiye gazetesi takvimine bakınız. Burada yazılan imsak vaktine göre yeme içmeyi kesmeliyiz. Bazı takvimlerde imsak vakti bu vakitten sonra yazılabiliyor. 2007 imsakiyesi için tıklayınız.)
İmsâkin iki vakti arasındaki [On dakîka kadar] zamâna (İhtiyât zamânı) denir. Bu zamâna temkîn demek doğru değildir. İmsâki şübheli zamâna gecikdirmenin mekrûh olduğunu, (Bahr-ür-râık) sâhibi de bildirmekdedir. Hele kızıllığın sonunda başlanılan oruclar hiç sahîh olmaz. Altmışıncı maddeye bakınız! Osmânlılarda ilk takvîm 987 [m. 1578]de yapıldı.
Şernblâlî “rahmetullahi teâlâ aleyh”, (Nûr-ül-îzâh) kitâbında buyuruyor ki, (Bulutsuz gecelerde iftârı çabuk yapmak müstehabdır). Kendisi, bu kitâbı şerh ederken buyuruyor ki, (Bulutlu gecelerde orucun bozulmasından korunmak için, ihtiyâtlı davranmalı [ya’nî, iftârı biraz gecikdirmelidir]. Yıldızlar görünmeden önce iftâr eden, ta’cîl etmiş olur). Bu kitâbın hâşiyesinde, Tahtâvî buyuruyor ki, (Orucu namâzdan önce bozmak müstehabdır. (Bahr) kitâbında [ve ibni Âbidînde] denildiği gibi, iftârda acele etmek, yıldızlar görülmeden önce, iftâr etmek demekdir). Akşam namâzını da, bu vakitde, ya’nî erken kılmak müstehabdır. Güneşin batdığı iyi anlaşılınca, önce E’ûzü ve Besmele okuyup, (Allahümme yâ vâsi’al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb) denir. Bir iki lokma iftârlık yiyip, (Zehebezzama’ vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ) denir ve yemeğe başlanır. Hurma veyâ su, zeytin yâhud tuz ile iftâr edilir. Ya’nî, oruc bozulur. Sonra, câmi’de veyâ evde, cemâ’at ile akşam nemâzı kılınır. Bundan sonra, akşam yemeği yinir. Sofrada yemekleri yimek, bilhâssa Ramazânda uzun süreceğinden, akşam namâzının erken kılınması ve yemeğin, acele etmiyerek, râhat yinmesi için, az bir şeyle iftâr edip, yemeği duâdan ve namâzdan sonra yimelidir. Böylece, oruc erken bozulmuş, namâz da erken kılınmış olur.
(Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.08.2008, 08:07   #5 (permalink)
Banned
 
Üyelik tarihi: Aug 2008
Nerden: UnUttUm
Üye No: 1554
Mesajlar: 1.006
Konular: 331
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 832
Rep Derecesi : jeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to behold

İbni Âbidîn diyor ki, (Hasta, hastalığının artmasından veyâ iyi olmasının gecikmesinden yâhud şiddetli ağrı gelmesinden veyâ hasta bakıcı, hastalanarak, onlara bakamayıp helâk olmalarından korkar ise, oruc tutmayıp sonra kazâ eder. Sağlam kimse, hasta olacağını çok zan ederse ve nehir temizlemek gibi iş yaparken veyâ devletin emri ile çalışırken, çok sıcak veyâ soğuk te’sîri ile helâk olacağını ve [kimsesiz olup hiçbir yerden yardım görmiyen] kadın [nafakasını kazanmak için] çamaşır yıkamak ve yemek pişirmek ile helâk olacağını, çok zan ederek anlarsa, oruc tutmaması ve niyyetli orucu bozması câiz olur, başka zamân kazâ eder. Çok zan etmek, ölüm alâmetlerini görmekle veyâ kendi tecribesi ile yâhud tabîb-i müslim-i hâzıkın haber vermesi ile anlaşılır. Hâzık, mütehassıs, uzman olmak demekdir. Kâfir ve fâsık, ya’nî büyük günâh işlediği bilinen tabîbe muâyene ve tedâvî câizdir. Fakat bunların sözleri ile ibâdet bozulmaz. Orucunu bozarsa, keffâret lâzım olur. İkrâh bahsinde diyor ki, bir uzvun telef olması veyâ bütün malının gitmesi, şiddetli, işkenceli habs ve dayak, helâk olmağa yol açar). (İmâd-ül-islâm)da diyor ki, (Müslimân mütehassıs tabîb bulamazsa, kendi tecrübesi de yoksa, önce bükülmüş kâğıt parçasını veyâ çiğ bir pirinc dânesini susuz yutup, sonra yimeli, ilâc almalı, böylece keffâretden kurtulmalıdır). (Bahr-ür-râık)da diyor ki, (Zehirli hayvan sokan kimse, ilâc için orucu bozup, Ramazândan sonra yalnız kazâ eder.) İbni Âbidîn orucu bozanların sonunda diyor ki, (Nafakaya muhtâc kimse, çalışınca hasta olacağını anlarsa, orucu bozar. Ücret ile çalışmağı sözleşmiş ise ve iş sâhibi, Ramazânda izin vermiyor ise, kendinin ve âilesinin nafakası mevcûd olan, orucu bozmaz. Çünki, böyle kimsenin dilenmesi harâmdır. Kendinin ve âilesinin nafakasına mâlik değil ise, orucun zarâr vermiyeceği başka hafîf iş bulması lâzım olur. Hafîf iş bulamazsa, işinde çalışarak, orucu bozması câiz olur. Bunun gibi, ekin biçen kimseye Ramazân ayının orucu ziyân verirse, ya’nî orucdan dolayı, ekini biçemeyip, ekin telef olursa yâhud çalınırsa, [veyâ binâ yapılamayıp da yağmurdan yıkılmak tehlükesi muhakkak olursa] ve bunları ücret ile yapacak bulamazsa, oruc tutmayıp, bu işlerini yapmak câiz olur. İş bitince, orucunu tutar ve Ramazândan sonra da, tutamadığı günleri kazâ eder. Günâh olmaz. Susuzlukdan hasta olması, ölmesi muhakkak olan herkes de, orucu bozup, kazâ edebilir. Keffâret yapmazlar).
Oruc kazâsı: Arka arkaya olduğu gibi, ayrı ayrı günlerde de, bir gün için, bir gün oruc tutmakdır. Aralıklı tutarken, araya başka Ramazân gelirse, önce Ramazânı tutar. İhtiyâr olup, ölünciye kadar Ramazân orucunu veyâ kazâya kalmış oruclarını tutamıyacak kimse ve iyi olmasından ümîd kesilen hasta, gizli yimelidir. Zengin ise, hergün için bir fıtra, ya’nî beşyüzyirmi dirhem [binyediyüzelli gram] buğday veyâ un veyâ kıymeti kadar altın veyâ gümüş para, bir veyâ birkaç fakîre verir. Ramazânın başında veyâ sonunda toptan hepsi bir fakîre de verilebilir. Fidye verdikden sonra kuvvetlenirse, Ramazân oruclarını ve kazâ oruclarını tutar. Fidye vermeden ölürse, iskât yapılması için vasıyyet eder. Fakîr ise, fidye vermez. Duâ eder. Böyle ihtiyâr ve hasta, sıcak veyâ soğuk mevsimde tutamıyorsa, uygun gelen mevsimde kazâ eder. Oruc tutunca, namâzı ayakta kılamıyan kimse, oruc tutar ve namâzı oturarak kılar. Ramazân günü, orucu bozarsa, çocuk bâlig olursa, kâfir müslimân olursa, müsâfir şehrine gelirse, kadın temiz olursa, akşama kadar oruclu gibi, sakınmaları lâzımdır. Misâfir ve kadın, o günü, sonra kazâ eder.
(Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.08.2008, 08:07   #6 (permalink)
Banned
 
Üyelik tarihi: Aug 2008
Nerden: UnUttUm
Üye No: 1554
Mesajlar: 1.006
Konular: 331
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 832
Rep Derecesi : jeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to behold

Oruc keffâretiiçin, bir köle âzâd edilir. Köle âzâd edemiyen, ard arda, altmış gün oruc tutar. Altmış gün sonra, tutmadığı hergün için, birer gün dahâ tutar.
Birkaç Ramezânda keffâretleri olan veyâ bir Ramezânda, iki gün keffâreti olan kimse, birinci keffâreti yapmamış ise, ikisi için yalnız bir keffâret yapar. Birinci keffâreti yapmış ise, ikinci keffâreti de, ayrıca yapar.
Keffâret orucu, hastalık, yolculuk gibi bir özr ile veyâ bayram günlerine rastlamak sebebi ile bozulursa veyâ Ramezâna rastlarsa, yeniden altmış gün tutmak lâzım olur. Bayram günlerinde bozmazsa, yine yeniden başlaması lâzım olur. Kadın, hayz ve nifâs sebebi ile bozunca, yeniden başlamaz. Temizlenince geri kalan günleri tutarak, altmışı temâmlar. Fekat, yemîn keffâreti olan üç gün ard arda tutulacak orucu bu sebeble bozan kadının da, üç günü, yeniden tutması lâzım olur. Keffâret orucuna, Ramezâna ve bayramlara rastlamıyacak şeklde başlamalıdır. Recebin birinci günü keffâret orucuna başlayıp, Şa’bânın sonunda, altmış günü temâm olmasa, üç günlük yola gitmeği niyyet ederek vatanından çıkar. Ramezânın birinci günü, keffâret orucuna niyyet eder [Eşbâh]. Çünki, müsâfire Ramezân orucunun edâsı farz değildir. Kazâ etmesi câizdir.
Devâmlı hasta veyâ çok yaşlı olup, altmış gün keffâret orucunu tutamaz ise, altmış fakîre bir gün ta’âm ibâha eder. Ya’nî doyurur. Aç olan altmış fakîri, bir günde iki kerre doyurmak lâzımdır. Hepsinin aynı günde yimeleri şart değildir. Bir fakîri hergün iki def’a doyurmak üzere altmış gün veyâ hergün bir def’a doyurmak üzere yüzyirmigün yidirmek de olur. Yâhud, altmış fakîrin herbirine, yarım sâ’ [bin yediyüz elli gram] buğday veyâ un veyâ bir sâ’ arpa, kuru üzüm, hurma temlik eder. Bunların kıymeti kadar ekmek, başka mal veyâ altın, gümüş vermek veyâ bunları bir fakîre altmış gün devâmlı vermek de câiz olur. İbâha, ya’nî, kendisini doyurması için fakîre Fülûs [kâğıd para] da verileceği (Bedâyı’)da yazılıdır. Altmış günlüğü, bir fakîre, bir günde toplu verse, bir günlük vermiş olur. Altmış fakîri sabâh, altmış başka fakîri de akşam doyurursa, sabâh doyurduklarını akşam veyâ akşam doyurduklarını sabâh, bir dahâ doyurmalıdır. Yâhud, bunlardan altmışının herbirine, Sadaka-i fıtr mikdârı mal temlik eder. İki keffâret için, altmış fakîrin herbirine, iki kat [bir sâ’] buğday verirse, bir keffâret ödenmiş olur. Köle satın alabilecek kimsenin oruc tutması, oruc tutabilenin de fakîrleri doyurması câiz değildir. Fakîr olan hasta ve ihtiyâr, zengin olunca doyurur. Keffâret yaparken niyyet etmek lâzımdır.
Özrü olan kimseler, oruc tutamadıkları günler, gizli yimelidirler. Ramezân-ı şerîfde umûmî yerlerde, müslimânların karşısında, oruc yiyenlerin ve oruc tutanları aldatarak, oruc tutdurmıyanların îmânı gider. Ramezân günlerinde lokanta, aşhâne, gazino, büfe gibi yiyip içme yerlerini işletmek günâhdır. Bunların, oruc yiyenlerden kazandıkları, halâl ise de, habîsdir, zararlıdır. Buralarını iftârdan sonra açmalıdır.
Ramazân geldi dayandı,
câmi’ler nûra boyandı.
Top atıldı, kandil yandı,
cümlemiz buna inandı.

İlk on günü, rahmet boldur,
sonra günâhlar afv olur.
Bayram gecesi, mü’minler,
Cehennemden âzâd olur.

Kardeşim, oruc tut sen de,
namâzlarını kıl, hem de!
günâhdan sakın her demde,
Çok azâb var Cehennemde!

Düşman sana saldırıyor,
oruc zaîfletir diyor.
İlmi fenni, o çiğniyor,
hâin, hep yalan söylüyor!

Uyan! Gitdi ömrün çoku,
oruc tut, anla aç toku!
İslâm kitâblarını oku,
insanlıkdan al bir koku!
(Offline)   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.08.2008, 08:07   #7 (permalink)
Banned
 
Üyelik tarihi: Aug 2008
Nerden: UnUttUm
Üye No: 1554
Mesajlar: 1.006
Konular: 331
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 832
Rep Derecesi : jeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to beholdjeiLa is a splendid one to behold

72 - Terâvîh namazı kılmanın fazîletini, emîrülmü'minîn Hz. Aliden sordular. Cevabında buyurdu ki, (Her kim Ramazan-ı şerifin birinci gecesinde terâvîh namazı kılsa, Hak teâlâ, o kimsenin bütün [tevbelerini kabûl ederek], günahlarını bağışlar, ikinci gecesini kılan kimsenin ana babasının günahları affolunur. Üçüncü gece kılsa, melekler, o kula derler ki: “Sana müjdeler olsun, Hak teâlâ hazretleri senin ibâdetini kabûl buyurdu, istediğin şerefe kavuştun, günahlarını affetti.” Dördüncü gece terâvîh namazını kılınca, Kur'an-ı kerimi hatmetmiş gibi sevap kendisine ihsân edilir. Beşinci gece kılınca, Mescid-i aksâda, Mekkede ve Medînede kılmış gibi, Hak teâlâ hazretleri sevap ihsân eder. Altıncı gecesi kılsa, Beyt-ül mamûru tavâf etmiş gibi, yedinci gecesi kılsa, Fir'avn ile yapılan gazâda bulunmuş gibi, sekizinci gece kılsa, Bedr muhârebesinde Resûlullah ile bulunmuş gibi, dokuzuncu gecesi için Hz. Dâvüd aleyhisselâm ile berâber ibâdet etmiş gibi, onuncu gecesi için, dünya selâmet ve saadeti ihsân edilir.)
Ramazan-ı şerifin sonuna kadar olan bütün gecelerin böylece ayrı ayrı birer fazîleti ve yüksek derece ve sevapları vardır. Böylece âdâb ve erkânına riâyet ederek, orucu tam olarak, bütün âzaları ile tutup, terâvîh namazlarını kılarak ve haramlardan sakınarak otuzuncu gecesini ikmâl edince, Hak teâlâ hazretlerinin emri ile, Arş-ı âlânın altından bir sözcü hitâb ederek der ki: Her gece terâvîh kılan kullar Cehennemden kurtulmuş kullardır. Korktukları Cehennemden kurtulup arzu ettikleri nîmete, Cennet ve cemâl-i ilâhîye nâil oldular. Hak teâlâ hazretleri, azamet-i şâniyle buyurur ki, izzim ve celâlim hakkı için, bu kullarıma affile muâmele eyledim. Bundan sonra, Hak teâlâ hazretleri emreder, o kullara birer berât yazılır. Bütün kadın ve erkeklerden, bu şartlar dahilinde ibâdetini ifâ ederek, cenâb-ı Hakkın bu lutfuna muhâtab olanlara, Cehennem azâbından kurtulup, sırâtı kolaylıkla geçmek için, ellerine birer berât verilir.
Öyle ise, hulûs ve îtikat üzre Ramazan-ı şerif orucunu tutup, kaza namazlarını ve sonra terâvîhleri edâ ederek ve haramlardan kaçınarak, cenâb-ı Hakkın rahmetine kavuşalım.
73 - Kadr gecesinde gâfil olma! Zîrâ Kadr gecesinin hurmeti, bin ay ibâdet etmekten hayrlıdır. Hâlbuki, bu bin ay ibâdet de, geceleri nâfile ibâdet ile, gündüzleri ise, nâfile orucla geçmiştir.
74 - Ramazan-ı şerifin orucunu tâzîm ve vakar ile tut. Her kim Ramazan-ı şerifi Allahü teâlâ emrettiği için ve güzelce tutsa, haramlardan sakınsa, kaza namazlarını kılsa, Hak teâlâ hazretleri her gün için, bin gün nâfile oruç tutmuş gibi sevap ihsân eyler ve o kimse ile Cehennem arasına birçok perdeler konur. [Namaz kılmayanlar da, oruç tutmalıdır. Bunlar, oruç tutmamanın günahından kurtulur. Bu günah, pek büyüktür.]
(Offline)   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Şu Anki Saat: 00:28 ve Tarih : 12.02.2012

Forum | Biyoloji

Design by CanavaR
Powered by vBulletin Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2007, Jelsoft Enterprises Ltd.