MekanTR - [Türkiye'nin Paylaşım ve Dostluk Mekanı]

Geri git   MekanTR - [Türkiye'nin Paylaşım ve Dostluk Mekanı] > Haberler > Dünyadan Haberler

Dünyadan Haberler Dünyada olup biten haberler...


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 21.06.2009, 18:34   #1 (permalink)
Ağğğntepli
 
Üyelik tarihi: Jun 2009
Nerden: Bilinmiyor
Yaş: 22
Üye No: 10619
Mesajlar: 139
Konular: 19
Tecrübe Puanı: 6
Rep Puanı: 100
Rep Derecesi : ALbaTRoS will become famous soon enoughALbaTRoS will become famous soon enough
2012

Öncelikle 2012 tarihiyle ilgili yorumların başlangıcı Burak Eldem’in kitabından daha da öncelere dayanıyor. Şahsen ben bu tarihte bir şeyler olacağına dair ilk bilgileri 1998 civarında Kryon kitaplarında okumuştum ki spiritüel bilgilerle haşır neşir olup, bu kitapları okuyanlar da bu tarihi iyi bilirler. Fakat bu tarihin bilgisi çok daha eskilere, taa Mayalar’a kadar uzanır. Maya takvimine göre 2012 senesi 4. güneşin ölümü ve 5. güneşin doğumunu anlatır ve bu da bir çağın bitip, yeni bir çağın başlaması anlamına gelir. Maya takvimine göre olan bu dönüşümün, bizim kullandığımız Gregoryen takvimine göre olan hesaplaması da 1950’lerde yapılmıştır. Yani anlayacağınız 2012 tarihi, öyle mantar gibi bitmemiş veya birilerinin uydurmasıyla ortaya çıkmamıştır. Binlerce yıla uzanan bir tarihçesi vardır. Bu noktada aklınıza şu soru takılmış olabilir: Bu Mayalar ne iş peki? Yani adamlar, madem öyle her şeyi bilen, takvimleriyle dünyayı sallayabilecek potansiyelde bir uygarlıktı, neden müzelik oldular da belgesel kanallarına düştüler. Benim Mayalar’a dair bildiğim en önemli şey, ruhani açıdan çok gelişmiş bir uygarlık olmaları ve hatta aniden ortadan kaybolmalarının arkasında da ruhsal gücün en yüksek seviyelerine ulaşmış olabilecekleri durumunun yatma ihtimali. Ne kadar doğrudur bilinmez ama mesela James Redfield’ın “Dokuz Kehanet”in de Mayalar’ın ruhsal titreşimlerinin çok yükselmesi sonucu, boyut değiştirdikleri bile iddia edilir. Neyse bunlar sadece iddialar, ama Mayalar hiç de öyle yabana atılacak bir uygarlık değil, ayrıca takvim ölçümleri ve astroloji konusunda da son derece gelişmişler. (Koca koca piramitleri boş yere dikmediler hani.)

Gelelim bu konuyu gündemimize taşıyan insana ve kitabına. Bir kere kişisel olarak yakından tanıdığım bir insan Burak Eldem ve tanıdığım en ayakları yere basan insandır. Hiç öyle uçarı kaçarı, desteksiz atması da yoktur. Çok da büyük bir tarih aşığıdır aynı zamanda ve zaten bu kitabın çıkışı da bu aşkına dayanıyor. Onla bir sohbetimizde bu kitabı neden yazdın diye sormuştum ve bana, tarihin yalnızca krallar, kahramanlar ve savaşların tarihi olmadığını; doğanın ve evrenin içindeki döngü ve süreçlerin de tarihin biçimlenmesinde pay sahibi olduğunu; eski uygarlıklardan kalan kayıtların çoğunda, uzak geçmişte yaşanan geniş çaplı zincirleme afetlere değinildiğini; belli bir dönemde doğada yoğunlaşan hareketlilik ve afetlerin, toplumların ekonomik dengelerini sarsıp, siyasi ve sosyal yapılarını derin biçimde etkilediğini ve radikal değişimlere yol açtığını anlattı. Mayaların sözünü ettiği dönüşüm aslında böyle bir şeydi ve aynı bilgi ve öngörülere Babil’de de, Mısır’da da, Hindistan’da da rastlamak mümkündü.

Bu konuşmadan sonra kitabı okuduğumda, ne demek istediğini anladım. Bir kere ilk başta Eldem’in kitabı bir “gezegen gelecek, sizi sevecek” kitabı değil. Alternatif bir tarih kitabı ve kitabın ilk üçyüz sayfasında gezegenin gelişine dair bir şey yok. Daha çok “alternatif uygarlık tarihi” olarak da değerlendirebiliriz ve benim gibi tarih hastaları için müthiş keyifli bir deneyim. Kitabın devamındaki bağlantıları okuduğunuzda da insan koca bir “haaaa…. (di ya!!!)” çekiyor ve bir anda yaşadığı iş-ev-okul vs.’den ibaret dünyasından bir adım geriye çekip, aslında nasıl büyük bir sistemin parçası olduğunu görüyor. (Fakat neyse ki bir süre sonra kısır döngüsüne dönüyor da rahatlıyor.) Dünya beş milyar yaşında bir gezegen ve bizim bildiğimiz tarih taş çatlasa 10.000 senesini kapsıyor bu tarihin. O süre içinde de neler olmuş neler ve bizlerde 2000’li yıllarda bunun parçalarıyız. Her ne kadar mevcut egomuz tüm galaksiyi kendi yaşadığımız mekanlarla sınırlı olarak algılatıyor ve her birimiz “Küçük Prens”teki gibi kendi gezegenlerimizde krallıklar kurmuş ve hükmedecek teba arıyorsak da, yaşam bizim dışımızda sürüp gidiyor ve biz inansak da inanmasak da Marduk’un gelişi de doğal döngünün bir süreci. 3661 senede bir bu taraflardan geçiyor bu gökcismi ve dünyadaki yaşamı da ciddi biçimde, derinden etkiliyor. Ha burada şunu söylemek lazım, diyelim böyle bir gezegen yok, diyelim 2012 tarihi de anlamsız bir tarih… Bu bize ne getirecek veya ne götürecek? Burak Eldem haksız çıkarsa (ki tanıdığım Burak Eldem, gelecek diyorsa gelir o gezegen) zil takıp oynaması mı lazım birilerinin?
İşte bu noktada çağların dönüşümü konusunu ele almamız gerekiyor ve bu, 2012 yılı tartışılırken pek de değinilmeyen konuları değerlendirmemizi gerektiriyor ki ne getirecek, ne götürecek anlaşılsın.
__________________________________________________ ____________________________________________
ALINTIDIR....
__________________
ALbaTRoS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Reklam alanlarımız
Cevapla

Beğendiğin konuyu paylaş


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Şu Anki Saat: 11:35 ve Tarih : 31.07.2010

film indir
Copyright Link
Design by CanavaR
Powered by vBulletin Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2007, Jelsoft Enterprises Ltd.