Tekil Mesaj gösterimi
Alt 12.11.2007, 00:28   #1 (permalink)
duffy
Onursal üye
 
duffy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2007
Üye No: 9
Mesajlar: 1.278
Konular: 271
Tecrübe Puanı: 57
Rep Puanı: 3947
Rep Derecesi : duffy has a reputation beyond reputeduffy has a reputation beyond reputeduffy has a reputation beyond reputeduffy has a reputation beyond reputeduffy has a reputation beyond reputeduffy has a reputation beyond reputeduffy has a reputation beyond reputeduffy has a reputation beyond reputeduffy has a reputation beyond reputeduffy has a reputation beyond reputeduffy has a reputation beyond repute

Diabet, diğer adıyla şeker hastalığı, sık görülür ve ciddî sonuçlara yol açar.Pankreasın ürettiği insülinin yetersizliği veya etkisizliğinden kaynaklanır. İnsülin olmayınca, besinlerle aldığımız şeker ve diğer besin unsurları, ihtiyaç duyan hücrelere giremez. Böylelikle, hücreler şekersizlik çekerken, kanda şeker normal değerlerin üstüne çıkar. Kanda şekerin çok artması, zehir etkisi yaratır ve vücudun tüm hücrelerini tahrip eder.

Şeker ve İnsülin
Vücut, sürekli olarak kanda bir miktar şekere (glukoza) ihtiyaç duyar. İnsülin kan dolaşımındaki glukozu hücrelere taşımakla görevlidir. İnsülin pankreas tarafından üretilen bir hormondur.
Hücrelerdeki glukoz, günlük yaşamımızı devam ettirmeyi sağlayacak enerji kaynağıdır.



Diyabet nedir Nasıl meydana gelir

Diyabet, başta karbonhidratlar olmak üzere protein ve yağ metbolizmasını ilgilendiren bir metbolizma hastalığıdır ve kendisini kan şekerinin sürekli yüksek olması ile gösterir. Diyabet hastalarındaki temel met.abolik bozukluk, kan yoluyla taşınan glükozun(şekerin) hücrelerin içine girememesidir. Normal koşullarda besinlerden elde edilen veya karaciğerdeki depolardan kana salınan glükoz pankraeas tarafından salgılanan İNSÜLİN hormonunun yardımıyla hücre içine girer ve orada yakılarak enrjiye dönüşür. Hücrelerin üzerinde değişik maddelerin girmesine izin verilen "kapılar" vardır. Bu kapılar normalde kilitlidirler ve uygun "anahtar" varlığında açılırlar. Diyabet, hücrelerin üzerindeki glükoz "kapısının" açılamaması durumudur. Bu örnekten ilerlersek diyabet, anahtar işlevi gören İNSÜLİN hormonu yetersizliğine ve/veya insülinin etkilediği reseptörlerin( hücre kapısındaki kilidin) bozukluğuna bağlı gelişmektedir.


ŞEKER HASTALARINA KÜÇÜK ÖNERİLER:
Haftada 1 kez sabah akşam şekerinizi ölçün,kayıt tutun ve bu kayıtları kontrol anında doktorunuza gösterin Kilonuzu kontrol altında tutun,ideal kilonuzu koruyun Günlük düzenli yürüyüşler yapın. Öğün atlamayın,diyetisyeninizin veya doktorunuzun yemeyi önermediği hiçbir şeyi yemeyin,ısrarlara kulak asmayın. İçeriğinde fruktoz,sakkaroz veya şeker olan hiçbir ürünü satın almayın,tüketmeyin. Gerektiğnde değişiklik yapabilmek için besin gruplarını iyi öğrenin. Tatlandırıcılarla yaptığınız yiyeceklerle kendinizi ödüllendirin. Halk arasında diyabete iyi geliyor diye önerilen tatlı yiyeceklerden uzak durun.

DİYABETLE BARIŞIK YAŞAMAK
Diyabetin bazı erken belirtileri vardır. Kan şekeri yüksek olan kişilerde yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, sık idrara çıkma. susama, yara ve berelerin uzun zamanda iyileşmesi gibi belirtiler vardır. Eğer ailenizde şeker hastası varsa bu hastalığa yakalanma riskiniz daha fazladır. bu belirtilerle doktorunuza başvurduğunuz taktirde doktorunuz kan şekerinizin de belirlenmesini isteyecektir.

Diyabetliysem ne yapmam gerekiyor? eğer diyabetliyseniz hayatınızın bundan sonraki döneminde kendinizi çok iyi kontrol altında tutmanız gerekecektir. Diyabetle barışık yaşamanın yolu kendinize dikkat etmekten geçer. Kan şekeri düzeylerinizi ortalama aralıklarda tutarak olabildiğince normal yaşam sürdürmeyi hedeflemelisiniz. Bu hedefe ulaşmanın en iyi yolu diyet uygulamak ve egzersiz yapmaktır.


Şeker Hastalığı (Diyabet) Belirtiler, belirtileri

Sık sık idrara çıkma
Aşırı susama
Bulanık görme
Halsizlik,bitkinlik
Beklenmedik kilo kaybı
Acıkma hissidir.
Mide bulantısı
Kusma
Nefes kokusu
Sık idrar yolu enfeksiyonu
Adetten kesilme
Kuru ve kaşıntılı deri
Yaraların geç iyileşmesi

İnsülin Tedavisi
Günümüzde diyabetik hastalar için hedefimiz kan şekeri değerlerini normal değerlere getirebilmektir. İnsülin tedavisinin amacı vücutta eksik olan insülini yerine koyrak kan şekeri kontrolünü sağlamaktır. İnsülin bağımlılık yapmaz. Vücudumuzda insülin eksikliği olduğu müddetçe insülin kullanmamız gereklidir. Genellikle vücudumuzda insülin ihtiyacı başladığında pankreasın insülin üreten dokusunun (* hücreleri) en az %80'i harap olmuştur ve harap olan pankreasın insülin üreten dokusu (beta hücreleri) ne yazık ki kendini yenileyemez. Bu nedenle vücudumuzda yeterince üretilemeyen bu hormonu insülin enjeksiyonları ile dışarıdan sürekli yerine koymamız gerekir.

insülin kullanımı , inüsilün insilin

İnsülin 75 yıldır diyabet tedavisinde kullanılmaktadır. İnsülin tedavi yöntemlerinde eşitli gelişmeler yanmıştır. İnsülinin kimyası, farmakolojisi ve etki mekanizmaları aydınlatılmış, ileri derecede saf insan insülin preparatları kullanıma sunulmuştur. Monomerik insülin analogları yakın zamanda geliştirilmiş ve klinik araştırma amaçlı kullanıma sunulmuştur. Nazal yoldan absorbe edilen insülinler üzerinde çalışmalar sürmektedir. Diabet tedavisinde kendi kendine kan şekeri izlemi rutin uygulama haline gelmiş, glikoz ile hemoglabin ölçümleri yaygın kullanılır hale gelmiştir. Diabetik hasta izleniminde kan şekeri kontrolünün ne kadar iyi yapılırsa kronik mikrovasküler komplakasyonların o kadar yavaş geliştiği günümüzde kesin olarak gösterilmiştir. Bu amaçla insülin tedavisinde yoğun insülin rejimleri daha yaygın taraflar bulmaktadır. Bu amaçla multiple enjeksiyonlara uygun dispolin pompaları geliştirilmiştir. İmplate edilebilen insülin sistemleri üzerine çalışmalar sürmektedir.

Tip 2 diabetik hastaların hepsi ve Tip 2 hastaların üçte biri insülin tedavisi altındadır. İnsülin tedavisi almayan hastaların bir kısmının diabet kontrolünün subobtimal seviyelerde olduğu ve insülin tedavisine geçilmesi gerektiği bilinmektedir. Genellikle insülin tedavisi hasta tarafından hatta hekim tarafından tedavinin son döneminde başvurulacak bir tedavi yöntemi olarak görülmekte ve geç safhalarda başlanmaktadır. Fizlolojik olarak insülin sekresyonu kan glukoz seviyesine bağlı olarak portal dolaşıma olmaktadır. Diabetes mellitusta bu fizyolojik kontrol bozulduğunda subkütan yolla periferden insülin vererek aynı etkiyi sağlamak oldukça güçtür. Fizyolojik yerine koyma tedavisi o an için ulaşılamaz olda da olanaklar ile bu hedefe ulaşabilmek için daha fazla dikkat ve özen gösterilmelidir. Kan glukoz seviyesi aktivite diyet ve daha pek çok faktör ile değişebildiğine göre insülin dozajını ayarlayabilmek için kan şekeri ölçümleri günlük glisemi değişimlerine uyacak şekilde ve sürekli yapılmalıdır.

Şeker Diyabet kontrol ve takibi

Diyabet kandaki glukoz konsantrasyonunun normalden yüksek olması ile kendini belli eden bir met.abolizma hastalığıdır. Bunun nedenini anlayabilmek için vücudumuzun gerekli enerjiyi nasıl sağladığını bilmemiz gerekir. Her yemekte nişasta veya şeker alarak karbonhidrat tüketiriz. Sindirim sırasında karbonhidratlar glukoz ve diğer elemanlarına dönüşür ve bağırsaklardan emilerek kan dolaşımına katılır. Hücreler kan dolaşımı ile gelen glukozu alarak enerjiye dönüştürürler.Ancak glukozun hüçre içine girmesi için bir hormona ihtiyaç vardır. İşte bu hormon insülindir. Yemeklerden sonra kandaki glukoz düzeyi artar. İnsülin hormonu sayesinde glukoz hüçre içine alınır ve enerjiye çevrilir. Böylece kanda glukoz seviyesi düşer. Eğer insülin hormonu hiç üretilmiyorsa veya gerekenden az üretiliyorsa ya da glukozun hücre içine girmesini sağlamıyorsa kanda glukoz (kan şekeri ) düzeyi artar. Bu durumda şeker hastalığı ortaya çıkar.

Diabetin bazı erken belirtileri vardır. Kan şekeri yüksek olan kişilerde başlangçta yorgunluk, halsizlik,iştahsızlık, sık idrara çıkma, susama yara ve berelerin uzun zamanda iyileşmesi gibi belirtiler vardır. Eğer ailenizde şeker hastası olan varsa bu hastalığa yakalanma riskiniz daha fazladır. Bu belirtilerle doktorunuza başvurduğunuz taktirde doktorunuz kan şekerinizin de belirlenmesini isteyecektir.

Gizli şeker
Halk arasında "gizli şeker" olarak isimlendirilen durum, normal glikoz dengesi ile diyabet arasındaki met.abolik durumu ifade etmektedir. Normalde açlık plazma şekerinin <110 mg/dl olması gerekmektedir. İşte açlık plazma şekerinin 110 mg./dl üzerinde, fakat <126 mg/dl.altında olması "Bozulmuş Glikoz Toleransı" olarak tanımlanmaktadır. Benzer şekilde "Şeker Yükleme Testi" yapılan kişilerde 2.saatteki plazma glikoz düzeyinin 126 mg./dl veya üzerinde, fakat 200 mg./dl altında olması da "Bozulmuş Glikoz Toleransı olarak isimlendirilmektedir. Bu durumdaki kişilerin gün boyu kan şekerleri normaldir ve diyabetin klasik bulguları görülmez. Bununla birlikte bu kişiler Tip 2 diyabet için en rikli gurupta olduklarından yaşam biçimlerini yeniden düzenlemeleri gereklidir.

şeker hastalıgı ile tum ayrıntıları aşagıdakii adresten alabilirsiniz http://www.sekerhastaligi.info
(Offline)   Alıntı ile Cevapla
Reklam alanı

Tüm erkek giyim moda fırsatları için tıklayın !